Atatürk

14 Kasım 2023 Genel
Atatürk
1991 yılında Marmara Üniversitesi Eczacıĺık Fakültesi'ni ve 2023 yılında da Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Felsefe bölümünü bitiren Erdem Girgin, 25 yılın üzerinde MSD ve Takeda ilaç şirketlerinde hem Türkiye içinde hem de Türkiye dışında çeşitli görevlerde bulunmuştur. Şu anda 2 kediye sürekli zamanlı hizmet ederken, boş vakitlerinde serbest danışmanlık yaparak bilgi ve birikimlerini gerek sağlık gerekse de STK ve akademik ortamlarda paylaşmaya devam etmektedir.

Aslında ilk yazıma kendimle ilgili bir şeyler yazarak başlayacaktım ama öyle bir döneme denk geldi ki hem Cumhuriyetimizin 100'üncü yılı, hem Ata'mızın aramızdan ayrılışının 85'inci yılı nedeniyle hem zihnim hem kalbim Atatürk ve cumhuriyet kazanımları ile yazmamda hem fikir oldu.

Sebebi aslında malum, sanki her geçen gün Cumhuriyet kazanımlarımızı ve Atatürk'ü anlamak ve hatırlamaktan uzaklaşıyoruz. Gençlerimiz günümüzdeki teknoloji sayesinde bir çok kaynağa internet vasıtasıyla kolaylıkla ulaşabiliyor ama doğru bilgiye, gereken konsantrasyonla ulaşabiliyorlar mı?

Ben de dinozorlaşmaya yaklaştığımı hissederken aslında bu konularla ilgili hafızamın hatırlamaya ihtiyacım olduğunu görünce hem kendim hatırlayayım hem de sizlerle paylaşayım istedim : Okudukça hatırladım, hatırladıkça da heyecanlandım ! Dünyada bizim gibi 100 yılda bu denli değişim geçiren ve bunun çok büyük kısmını da ilk 15 yılda yapan başka bir devlet var mı?

 

İlk eczacılık eğitimi II. Mahmut döneminde, 1839 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane’de bir askeri eczacı sınıfı açılmasıyla başlamış. Dikkatinizi çekerim, eczacılık okulu değil, bir sınıf !

1890 yılına gelindiğinde İstanbul'da 265 eczane varmış ve sadece 4'ünün sahibi Türkmüş. Peki, günümüzde meslektaşlarımızın çoğu kadın iken, o zaman kaç kadın eczaci varmış?

Sıfır, evet, sıfır. Nedeni malûm, kız çocukları okutulmazmış. Zaten koskoca imparatorlukta okuma-yazma oranı da %2-3'ü geçmiyornuş. Osmanlı hanedanı arapça-farsça-Türkçe karışımı bir dil geliştirerek Osmanlıca adını koymuş. Sıradan halk ise zaten okuyamadığı bu dili anlamazmış da...

Tabii zorluk üstüne zorlukla bir de kadınların okuma hakları olmayınca durum böyle devam etmiş.

Eczacılık okulu ancak 1909'da ayrı bir okul olabilmiş. Kız öğrenciler ne zaman ilk kayıt yaptırabilmiş? Ancak 1928'de Fatma Belkıs , Semiha Hanım ve Belkıs Hanım'ların kaydıyla ilk kadın eczacılar yetişmeye başlamış.

Atatürk, sadece üst üste savaşlar kazanmakla kalmamış, çökmüş ve borç içindeki bir imparatorluk enkazından modern, kadın ve erkeğin eşit olduğu, tüm dünyanın saygı duyduğu bir ülke haline gelmiş. Öyle ki bugünün en gelişmiş ülkelerinden biri olan İngiltere'de kadınlar haklarının Türk kadınlarının haklarından daha az olması nedeniyle 1930'larda yaptıkları protestolarda "İngiliz kadınları Türk kadınlarından dahamı az değerli ?" yazılı pankartlarla gösterilere katılmışlar.

 

 

Konu o protestoda eczacılık olmasa da daha da önemli bir konuymuş: Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi. Avrupa'da bir çok ülkenin bu hakkı bizden çok sonraları aldığını biliyor muydunuz? Yine Atatürk'ün yaşadığı döneme baktığımız zaman Türkiye'nin Milletler Cemiyeti'ne davet edilerek girmesi (kendi başvurusu ile değil !) ve girdikten sonra bir çok ülkenin memnuniyetlerini belirtmiş olması bize genç Türkiye Cumhuriyeti'nin o haliyle bile ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. 

 

Mesleğimize geri dönüp,bugünlere bakacak olursak; 2019 tarihli TEB verisine göre ülkemizde var olan 26.210 serbest eczanenin 13.846 tanesi kadın eczacılarımıza ait. Ne kadar gurur verici, değil mi?

Bugün gurur duyduğumuz bu tabloyu güçlendirerek devam ettirmek için hepimize önemli görevler düşüyor: Öncelikle kendi çocuklarımızdan başlayarak, eğitimlerine özen göstermek, kız -  erkek çocuklarımıza kadin-erkek herkesin eşit olduğunu, eşit haklara sahip olduklarını DNA'larına işleyecek şekilde öğretmek, öğretirken de ülkemizin Atatürk devrimleri ve ilkeleri vasıtasıyla bugünlere geldiğini hatırlatmamız iyi olmaz mı?

 

Eğitime değmişken, bugün ülkemizdeki mevcut eczacılık fakültesi hiper enflasyonuna ve bununla ilişkili düşen eğitim kalitesine dikkat çekmek ve eczacılık eğitiminin hak ettiği gibi 21nci yüzyıl koşullarına yükseltilmesini sağlamak da öncelikle Biz, eczacılık mesleğine sahip bireylerin toplumumuz için, kendimiz için yapmamız gereken, ülkemizi Cumhuriyet'imizin 2nci yüzyılına taşıyacak çok önemli bir sorumluluk ve hatta borcumuz değil mi?

 

Umarım ve dilerim ki Türkiye Cumhuriyeti'nin 2'nci yüzyılının başlangıcında hepimiz, ülkemizi insan hakları, ekonomi, eğitim ve tüm diğer alanlarda, el ele, daha yükseklere taşımak için bütün gayretimizi gösterir ve gelecek nesillere daha iyi ve müreffeh bir ülke bırakırız.

Paylaş
Reklam
Reklam