Bu Kış Gücünüze Güç Katın: Bağışıklık Sistemini Desteklemenin Yolları!

29 Kasım 2023 Sağlık
Bu Kış Gücünüze Güç Katın: Bağışıklık Sistemini Desteklemenin Yolları!
2022 yılında Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun olmuştur. Lisans eğitimi boyunca Acıbadem Sağlık Grubu Hastanelerinde yetişkin beslenmesi, çocuk onkolojide klinik beslenme, enteral/paranteral nütrisyon, hastane mutfağında kurum beslenmesi üzerine stajlarını başarıyla tamamlamıştır. Eğitim hayatı boyunca Ulusal Sağlıklı Yaşam Kongresi Kongresi gibi çeşitli kongre ve sempozyumlara katılarak sertifikalar almıştır. 2023 yılında Spor Endüstrisi tarafından Amerika’da Eat Right, İngiltere’de British Dietetic Association (BDA) ve Avrupa’da Europeactive tarafından onaylanan uluslararası akredite bir eğitim programı olan “Sports Nutrition Specialist” eğitimini tamamlayarak Sporcu Diyetisyeni Unvanını kazanmıştır. 2023 yılında Fonksiyonel Tıp Platformu tarafından verilen “Fonksiyonel Tıp Diyetisyenliği” eğitimi ve GAPS Türkiye tarafından düzenlenen “GAPS Praktisyeni Sertifika Programı”‘na başlamış ve halen devam etmektedir.

Soğuk havaların kapımızı çalmaya başlamasıyla birlikte, hastalık sezonu da resmi olarak açıldı. Ancak endişelenmeyin, çünkü güçlü bir bağışıklık sistemi ile sağlığınızı korumak elinizde! Bu yazıda; Bağışıklık sistemimiz nedir? Bağışıklık sistemimizi hangi faktörler baskılayabilir? Bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirebiliriz?

Günlük yaşantımıza bu değerli besinleri nasıl entegre edebileceğimize dair bazı pratik önerileri inceleyeceğiz. Hazırsanız hemen başlayalım. Günlük olarak, potansiyel olarak zararlı her türden mikroplara sürekli olarak maruz kalmaktayız. Bağışıklık sistemimiz, bizi bu mikropların yanı sıra virüslere ve diğer patojenlerle savaşarak korumaktadır. İnsanlar iki tür bağışıklığa sahiptir: doğuştan ve sonradan edinilen.

Doğuştan bağışıklık sistemi, vücudu çeşitli engellerle donatarak ilk savunma hattını oluşturuyor. Cilt, mukus, mide asidi ve vücut sıvılarındaki enzimler gibi faktörlerle birlikte, bu basit ama etkili savunma mekanizmaları, birçok mikroorganizmanın vücuda girişini engelliyor.

Diğer taraftan, uyarlanabilir bağışıklık sistemi, vücudun patojenlere karşı özel bir savunma stratejisi geliştirmesini sağlıyor. Bu strateji, patojenin yapısını tanıma ve ona karşı özel bir tepki oluşturma yeteneğine dayanıyor. Bu sayede, bir kez maruz kalınan bir mikroorganizma ile tekrar karşılaşıldığında vücut, daha hızlı ve etkili bir şekilde tepki verebiliyor.

Bu bilgiler ışığında, bağışıklık sistemi gerçekten mucizevi bir sistem olarak çalışmaktadır. Bağışıklık sistemimizin bu karmaşık ağları, bizi hastalıklara karşı koruyarak sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmeye yardımcı oluyor. Ancak, bu sistem bazı faktörler tarafından baskılanabilir.

Bağışıklık Sistemini Zayıflatan Faktörler:

1. İlerleyen Yaş: Yaşlanma, bağışıklık organlarının verimliliğini azaltabilir ve mikro besin eksiklikleriyle bağlantılı olarak bağışıklık fonksiyonunu kötüleştirebilir.

2. Çevresel Toksinler ve Aşırı Alkol: Hava kirliliği, duman ve diğer toksinler bağışıklık hücrelerinin aktivitesini bozabilir. Aşırı alkol tüketimi de benzer bir etkiye sahip olabilir.

3. Aşırı Kilo: Obezite, düşük dereceli kronik inflamasyonu teşvik edebilir ve T hücrelerinin influenza virüsüne karşı fonksiyon bozukluğu riskini artırabilir.

4. Kötü Beslenme: Yetersiz beslenme, bağışıklık hücrelerinin ve antikorların üretimini ve aktivitesini olumsuz yönde etkileyebilir.

5. Kronik Hastalıklar: Otoimmün ve immün yetmezlik bozuklukları, bağışıklık hücrelerine saldırarak sistemi zayıflatabilir.

6. Kronik Zihinsel Stres: Stres, iltihaplanmayı artırabilir ve kortizol gibi hormonların salınmasına neden olarak bağışıklık hücrelerinin etkinliğini baskılayabilir.

7. Uyku ve Dinlenme Eksikliği: Yeterli uyku alamamak, bağışıklık hücrelerinin ve sitokinlerin miktarını azaltarak vücudu savunmasız bırakabilir.

Peki biz bu faktörler karşısında bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirebiliriz?

C Vitamini:

• C vitamini, vücut için birçok önemli fonksiyona sahip olan güçlü bir antioksidandır. Bu vitamin, serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını önler ve bağışıklık sisteminin etkili bir şekilde çalışmasına yardımcı olur.

• C vitamini, özellikle narenciye meyveleri (portakal, limon), maydanoz, kırmızı ve yeşil biber, çilek, ananas, ıspanak, brokoli, kivi ve tatlı patates gibi besinlerde yoğun olarak bulunur.

Omega-3 Yağlı Asitleri:

• Omega-3 yağ asitleri, sadece antikor tepkilerini iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda iltihap tepkilerini düzenleyerek anti-inflamatuar etki sağlar.

• Bu yağ asitlerini içeren besinler arasında keten tohumu yağı, soya fasulyesi yağı, chia tohumu, ceviz, somon, uskumru, ton balığı ve sardalya bulunmaktadır.

Çinko:

• Çinko, bağışıklık sistemimizin ayrılmaz bir bileşenidir. Ancak, dengeli bir çinko alımının önemli olduğunu unutmamak önemlidir.

• İstiridye, kırmızı et, kümes hayvanları, fasulye, kabak çekirdeği, tam tahıllar ve süt ürünleri, çinko açısından zengin besinlerdir.

Selenyum:

• Selenyum, bağışıklık tepkimizin aktivasyonuna ve işleyişine yardımcı olur. •

Mantar, sarımsak, kuşkonmaz, alabaş gibi besinler selenyum içerir, ancak çoğu sebzede selenyum düşük düzeydedir. Bu nedenle, dengeli bir diyetle selenyum alımına dikkat etmek önemlidir.

A Vitamini:

• A vitamini, inflamatuar yanıtları dengeleyerek bağışıklık tepkilerini düzenler.

• Karaciğer, balık, yeşil yapraklı sebzeler, sarı sebzeler, brokoli, havuç, kabak, kavun, mango ve kayısı A vitamini içeren besinler arasındadır.

D Vitamini:

• D vitamini, güçlü kemiklerin yanı sıra bağışıklık sistemi için de önemlidir.

• Yağlı balıklar, et, yumurta, mantar ve D vitamini ile zenginleştirilmiş gıdalar iyi kaynakları olmasının yanı sıra D vitamininin asıl kaynağı güneştir. Bu soğuk havalarda bile güneşe ne kadar maruz kalabilirsek bizim için o kadar iyidir.

E Vitamini:

• E vitamini, bağışıklık tepkilerini optimize etmeye yardımcı olur.

• Avokado, bitkisel yağlar, tam tahıllar, yağlı tohumlar (badem, yer fıstığı, ay çekirdeği) E vitamini içeren besinler arasındadır.

Probiyotikler:

• Bağırsak sağlığı bağışıklık sistemini etkileyen önemli bir faktördür.

• Yoğurt, kombucha, lahana turşusu ve elma sirkesi gibi fermente gıdalar, probiyotik kaynaklarıdır.

Polifenoller:

• Polifenoller, inflamasyonun düzenlenmesiyle bağlantılıdır.

• Sebzeler ve meyveler, özellikle renkli ve pigmentli olanlar, polifenol içeren besinler arasındadır.

Su:

• Vücutta bağışıklık sistemi hücrelerinin ve lenf düğümlerinin sağlıklı bir şekilde çalışması için yeterli su alımı gereklidir. Hidrasyon, bağışıklık sistemi hücrelerinin düzgün çalışmasını ve enfeksiyonlarla mücadeleyi destekler.

Bağışıklık sistemimizin direncini artırmak amacıyla beslenmemize odaklanmanın ne kadar önemli olduğunu kavradığımıza göre, şimdi günlük yaşantımıza sağlıklı besinleri nasıl entegre edebileceğimize dair birkaç pratik öneriye göz atalım:

Renkli ve Çeşitli Salatalar: Öğünlerinize renk katmak için çeşitli sebzeleri içeren salataları tercih edin. Ispanak, brokoli, renkli biberler ve havuç gibi sebzeleri kullanarak C vitamini, beta-karoten ve antioksidanları günlük diyetinize ekleyebilirisiniz.

Omega-3 Dolu Bir Akşam Yemeği: Haftada birkaç kez somon, uskumru veya sardalya gibi omega-3 yağ asitleri içeren balıkları menünüze ekleyerek anti-enflamatuar etkilerinden faydalanabilirsiniz. Ayrıca yüksek kaliteli protein içerdiklerinden dolayı da dengeli ve çeşitli bir beslenme planı oluşturmanıza katkı sağlayabilir.

Probiyotik Ağırlıklı Kahvaltılar, Ara Öğünler: Yoğurt, kefir veya probiyotik içeren diğer süt ürünleri ile zenginleştirilmiş kahvaltılar ve ara öğünler, sindirim sisteminizi güçlendirerek bağışıklık sistemini destekler. Bunun yanı sıra yaban mersini, böğürtlen gibi flavonoid, antisiyonin, E vitamini ve C vitamini gibi güçlü antioksidanlar açısından zengin meyveleri de beslenmenize ekleyerek bağışıklık sisteminizi desteklerken, lif açısından da zenginliği arttırarak bağırsak sağlığınızı da destekleyebilirsiniz.

Baharatlı Lezzetler: Sarımsak, allicin, alliin ve selenyum içerir, doğal antibakteriyel ve antiviral özelliklere sahiptir. Zencefil, gingerol, shogaol ve paradol içerir; zerdeçal ise kurkumin içerir, güçlü bir antioksidandır ve anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Yemeklerinize sarımsak, zencefil ve zerdeçal gibi baharatları ekleyerek sadece lezzet katmakla kalmaz, aynı zamanda anti-inflamatuar özelliklerinden faydalanabilirsiniz.

Sonuç olarak, tıbbın babası olarak bilinen Hipokrat'ın (M.Ö. 460-377) neredeyse 2500 yıl önce dile getirdiği "Besinler ilacınız, ilacınız besininiz olsun!" sözü, günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır. Sağlıklı ve dengeli bir beslenme alışkanlığını sürdürmek, bağışıklık sistemini desteklemenin ve hastalıkları önlemenin temel anahtarıdır. Ayrıca, gerektiği durumlarda multivitamin kullanımı, sigara ve alkol tüketimine dikkat etmek, düzenli egzersiz, 7-8 saatlik uyku düzenine önem vermek, stres yönetimi ve hijyen kurallarına uymak gibi faktörlere de özen göstermek bağışıklık sistemini güçlendirmek açısından oldukça önemlidir. Bu sağlıklı yaşam alışkanlıkları, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu destekle bizi güçlü ve dirençli kılar.

Hepinize bu soğuk havalarda sağlıklı günler dilerim. Artık neler yapacağımızı iyi biliyoruz, sağlıklı alışkanlıklarımızla kışı güçlü bir şekilde geçirelim.

Paylaş
Reklam
Reklam